13.11.18

Bir Sabah Giden Adam


Onlar bana bunu yaptı. Onlar beni bu hâle getirdi. Hiçbir şey istemeden, hiç kimseye temas etmeden aralarından geçip gitmek istemiştim. Buna izin vermediler. Beni aralarına kattılar. Okullarına götürdüler, asker yaptılar. Nefret ettiler, sevdiler, öptüler. Beni kendileri gibi gördüler. Oysa ben kar kokan bir uzaklık istedim her zaman onlardan. Zihnimi meşgul bile etmesinler istedim. Onlarla olmak, aralarına girmek,, hırslarını tatmak, parayı sevmek, onlar gibi olmak istemedim! Şimdi hepsi uyuyor. Ben uyuyamıyorum. Beynimi susturamıyorum. Kendi nefesimi bile duymayacağım bir sessizlik istiyorum. Onları içimde taşıdığım için ve onları düşündüğüm için kendimden tiksiniyorum.
Ah Afife! Sen çirkin misin, güzel mi? Bunu anlayamıyorum. Onunla evli olmasaydım, ve  onu bir gün sokakta görseydim, ne düşünürdüm acaba hakkında…
 Ben senin değerini bilmiyorum Afifeciğim. Ben daha önce nelerin değerini bilmedim nelerin.. Mesela bekarlığın. Ah başı boşluk, seni kaybettim. Şimdi seni de kaybedeceğim. Seni bile bile, isteyerek kaybedeceğim. Bilmiyormuş gibi yapacağım daha sonra. Ne saçma şey değil mi? Bak ellerimle kaderimi çiziyorum. Allah'ım bu ellerime hareket veren düşünceyi peydah eden şey ne? Senin iraden de vardır bunun bir yerlerin de öyle değil mi? Koyunları sayarak uyuyamıyorum Afife. Ben artık ay sonunu düşünmek istemiyorum. Allah’ı düşünecek vaktim yok inanır mısın? Sen yanımda soluklanıyorsun. Ama biz iki yabancıyız. Aramızda ki nikah,  yanımızda bir yabancıyla uyuduğumuz gerçeğini değiştirmiyor. Ancak üzülme sakın. Ben, anne ve babama bile yabancılık hissettim her zaman. Otuz iki yıl oldu. Ben sizlere alışamadım. Beni aranıza katmamalıydınız. Beni değiştirmemeliydiniz.
Melek gibi bir  oğlumuz var. Ona melek gibi demeyi nereden öğrendim? Bunlar benim cümlelerim değil. Melek gibi ama hep altına sıçıyor. Ona bakıyorum, güzel çocuk. Güzel olan bir şey var onda. Seninle benim ortak çalışmamız.
Bundan ötürü Allah var diyorum. Geceleri uyuyamıyorum Allah var diye. Bu küçük bok makinası, benim dertleri mi anlar mı acaba? Onu seviyorum. Yanakları pürüzsüz. O tarifsiz bir his. Bal. Ve bir takım başka tatlı şeylere benziyor. Bu benzetmeleri sizden öğrendim. Oysa yanakları, sadece bir çocuk yanağı. Neden fazla anlamlar yüklüyorsunuz oğluma henüz bu yaşta! Ah şu anlam karmaşası. Kelimeleri israf ediyoruz. Bu yüzden içleri boşalıyor. Bir ifadeye gelmiyorlar artık. Çocuğum, seni bir daha koklayayım. Belki gittiğim yerlerde lazım olur bu koku bana.
Ben içimi açacağım kimseyi bulamıyorum. Ben içimi açacağım anahtar kelimeleri bilmiyorum. Lugatım yetmiyor. Türk dil kurumunu bu işi çözmeye davet ediyorum. Öyle şeyler hissediyorum ki, kelimelerle anlatamıyorum.
Şimdi susun bakalım. Afife’nin ciğerleri nefesle doldu.  Soluğunu ona kim veriyor. Uyurken bile otokontrol ile nefes alıp  veriyor. Afife ben sen de Allah'ı görüyorum. Artık işe gitmek istemiyorum ben. Bana kızarsın, o yüzden sana söylemiyorum.. İnanır mısın çok sıkıldım! Çektiğimiz kredinin de, faizin de, hükümetin de, muhalefetin de, kapitalizmin de Allah bin belasını versin. Ben vazgeçtim.  Şöyle diyelim olmaz mı: sayın cumhurbaşkanım ben bu borcu  ödemek istemiyorum, söyleyinde silsinler, sizin bir lafınıza neler olur bu ülkede, silsinler şunu başkan, silsinler diyorum! Aç kalmayı göze almak istiyorum. Kurallarına sokayım bunların! Sizin değil başkanım, kuralların! Uymak istemiyorum. Yerlere tükürmek istiyorum. Sakallarımı uzatmak istiyorum. Kapalı alanlarda sigara içmek istiyorum. Kırmızı ışıkta geçmek istiyorum. Ben artık naif bir memur parçası olmak istemiyorum!
Neden anlamıyorlar!?  Beni gelecekle korkutmaktan vazgeçin! Benim adıma beklentiye girmeyin. Ben hiçbir şeyi yapmak zorunda değilim. Azarlanmak, ezici bakışlarla yaşamak istemiyorum. Sabah erken kalkmak istemiyorum. Artık kurallar istemiyorum. Sanırım artık seni de istemiyorum Afife. Beni mahvettiniz. Beni getirdiğiniz yerde, kendimi göremiyorum. Gideceğim. Kartonlar sereceğim yere. Banklarda yatacağım. Ama kimse benden bir şey beklemeyecek. Otogarlarda, havalimanlarında uyuyacağım. Hiçbir zaman yarını düşünmeyeceğim. İşte beni korkuttuğunuz dünya. Anneciğim ve babacığım, gurur duyun benimle.
 Biz seninle zaten fazla olağan olduk afife. Eskiden senden korkardım. Beni aldatmandan ve bir takım başka şeylerden çok korkardım. Artık benim için ifade ettiğin şeyin ne olduğunu bilmiyorum. Biz evlenmeden önce tuvalete gittiğin aklıma bile gelmezdi. Sana ne kadar anlamlar yüklemişim! Şimdi düşündüm. Daha çok deterjan kokusu ve kabarık su faturasını hatırlatıyorsun bana. Seni  sanırım seviyorum. Bu sevmek midir bilmiyorum? Aman düşünmek istemiyorum!
 Biz insanlar beraber uyuyoruz. Bu ne saçma şey. İki insan, bir yatakta beraber uyuyor. Ne olursa olsun, iki insan bir yatakta birlikte uyumamalı. Aynı oda olur ama, biraz mesafe olsun. Tükettik bak birbirimizi. Herkes kendi yatağına afife hanım!. Ne saçma şey biz beraber uyuyoruz. Ömrümüzün yarısı yataklarda geçiyor zaten. Bu nasıl bir hastalık. Bu nasıl hastalık ey ruh hastaları! Uyuyoruz çünkü, beynimiz bu saçmalığı tam gün çekemiyor!  Ne dünya ama! Ancak biraz uzak kalabilirsek katlanabiliyoruz. Düşünmek bile hiddetlendiriyor beni. Ulan ne ara oldu tüm bunlar… Beni kim kandırdı, ben bu dünyaya çocuk getirmeyi ret ediyordum! Anarşik bir Schoenpauer’cıydım. Nasıl geldik buraya, nasıl, nasıl, nasıl!? Of! Zihnimi durduramıyorum… Beynim acıyor. Uyumak istiyorum. Uyusam iyi  olur. Uyumalıyım.
Gün ışır birkaç saate.  Çalar saat ha çaldı ha çalacak diye, stresten uyuyamıyorum. Nasıl acı acı çalıyor orospu çocuğu. Pilini üreten fabrikanın bacasını… Şimdi niye ağlıyorum usul usul. Birden oldu. Afife'ciğim aman uyanmasın.
İnanılır gibi değil ağlıyorum sayın seyirciler. Şu kafamdaki spiker bir susmuyor orospu. İşte ağlıyorum. Neden ağlıyorum. Düşün düşün düşün. Ben ağlıyorum. Ne iyi geldi. Allah’ım ağlıyorum. Sümüğümü yastığa sileyim. Zaten bir daha kullanmayacağım. Ha-ha-ha!  Ağlarken gülüyorum. Bu nasıl bir yetenek yarabbim. Değeri mi bilmediniz. Ha- ha –ha!
Sadece sessizlik istiyorum artık! Sıcak bir oda, bir bardak çay, ve beni sarsacak kitaplar okumak istiyorum. Hayat bana bundan fazlasını verme. Hayal kurmak, beklentiye girmek, bir şey istemek istemiyorum. Bu dünyadan korkmak istemiyorum. Birileri üzülecek diye kendimi üzmek istemiyorum. İstemiyorum. İstemiyorum. İstemiyorum. Midem bulanıyor, şu binaların arasında sürünmekten.  Ve iki bacaklı, kalın baldırlı, seks manyaklarından. Arzularınızdan, liyakat ve riyâlarınızdan midem bulanıyor. Durun millet! Hepimiz bu dünya da olmanın bedelini ağır ödüyoruz. Hepinizi kafamdan çıkmaya davet ediyorum. Canınız cehenneme. Benden uzak durun. Bana zarar veriyorsunuz. Bana insanlar yaramıyor. Onlar bir şey yapmasa bile. Ben onların aracılığıyla kendimi üzmenin bir yolunu buluyorum. Burada olmak istemiyorum. Ama nerede olmak istediğimi de bilmiyorum. Hiçbir şey bilmiyorum. Bilmek bile istemiyorum.
Şimdi giyiniyorum. Bankada 28 bin lira var. Zor günler için. Bundan  zor gün mü var? Nereye götürür beni bu para?  Aman ne heyecanlı! Afife uyanır, ben yokum. Kim bilir ne düşünür? Ben izimi kaybettirmenin bir yolunu bulurum. Biraz zaman geçer, memurluktan atarlar beni. Çocuğum ortada kalır. Hep beni düşünerek büyür. Fotoğraflara bakar. Neden onları bırakıp gittiğimi düşünür. Büyüyünce beni arar. Bir süre sonra vazgeçer. Sonra bana beddualar eder. Ben belki çoktan sahipsiz bir mezarda, çürümüş olurum.
Acaba insanlar bu yaptığım şey hakkında ne düşünürler. Telefonumu fırlatabileceğim en uzağa atarım. Kurtulurum o lanet aletten. Beni aramayamazlar. Ararlar bulamazlar. Polise giderler. Televizyon programlarına çıkarlar. Bir gece evden ayrılıp gitmiş. Bu adamın bir derdi de yoktu.  Acaba niye böyle yaptı? Düşünüp dursunlar, ufak beyinlerini yorsunlar. Çocuğum babasız büyür. Büyüsün. Arkamda kalan insanların hayatı mahvolur. Mahvolsun. Eller ne der? Ne derse desinler.Ben gideceğim. Oysa en uzun yolculuk insanın içine doğru olur. Ama bırakmazlar ki gidesin. Bırakmazlar kendin olasın.
Saati kapat. Afife uyurken pek çirkin. Derin bir uykuda yüzen şu çocuğa bak, o uyurken hayatının en acı günlerinden birini yaşıyor. Yazık ona! Artık yoruldum Afife! Beni affetmesende olur. Ben stres yaşamak istemiyorum. Benden bir şey bekleme. Buzdolabı, televizyon, koltuk takımı, süt parası, gün parası, bilmem ne bok parası! Ben para kazanmak için doğmadım.  Of yeter!   Yanıma ne almalı? Bunlar yeter sanırm. Bir yedek pantolon, bir de gömlek. Montu üstümde taşırım zaten. İşte bundan fazla olan tüm eşyalar bana fazlaymış meğer. Plazma televizyona saydığım her kuruş boşunaymış. Yanında taşıyamadığın her şey israfmış.
 Geri dönmek istemiyorum. Ne olursa olsun dönmek yok! Çok ağlarım ben belki. Beni bulmanızı isterim. Belki yıllar sonra gelir buralarda dolaşırım, ama beni tanımayın sakın. Uzaktan oğlumu izlerim, beni görmesin, fark etmesin. Benden isterse nefret edebilir, babalıktan red edebilir. Ama benimle ilgili bir hayal kurup beklentiye girmesin. Kutsal bağların üzerime yükleyeceği görevleri bile yapmak istemiyorum. Ben yorulurum, bulunmak isterim, ama bulmasanız daha iyi olur. Bırakın acı çekeyim. Ben acı çekmek istiyorum. Birkaç duygu hissetmek istiyorum. Böyle ölmek istemiyorum. Helallikte istemiyorum. Hakkınızı bana haram edin. Ben iyi bir insan olmak istemiyorum artık! Sıcak evime güle güle. Şimdi anlıyorum ki burası asla benim olmamış. Ne kadar çok sahiplenmişim. Çok oyalandım. Uyanacaklar. Afife’yi öpmeliyim. Oysa onu öpmek dudaklarımda pek güzel bir tat bırakmaz. Ama filmlerde böyle olur. Afifeyi öpmeliyim. Allah kahretsin nereden çıktı bu! Neredeyse uyanacak. Elvada bu dünyada ki ailem. Benden bu kadar.
-Cevat.
Uyandı işte. Uyandı! Sakin olmalı. Belli etmezsem uyur. Uykuyu sever.
-Söyle!
Çok mu sert oldu üslup? Sakin olsana oğlum. Belli edeceksin kadına. Gidiyorum oğlum ben! Ama dur, sessiz dur!
-Beni dört yıl sonra ilk kez işe giderken öptün, ne güzel geldi.
- Bu kadar mutlu olacağını bilseydim her gün öperdim seni. Bunun zamanını mı tutuyorsun sen Afife?  
-Evet, tutuyorum tabii. Çünkü seni seviyorum.
Al işte yeni bir görev daha. Oysa görev olarak her gün seni öpmektense afife, dört yılda bir, içimden geldiği için öpmem daha hoş değil miydi?
Gözlerine bak. Ne imalı bakıyor be! Gideceğimi anladı mı? Aptal kadın, beni son kez görüyorsun. Sana cevap vermiyorum. Kim derdi, bana söyleyeceğin son cümle ‘’ seni seviyorum’’ olacaktı. Aman pek romantik.  Hadi aç şu kapıyı. Otogara gidip, ilk giden otobüse bineceğim, nereye gittiğinin önemi yok. Sanırım delirmek bu. Birileri bunun öyküsünü yazmalı, filmini çekmeli. Nasihat edecek kimsenin olmaması ne kadar güzel. Hayır! Asla geri dönmeyeceğim.

Hiç yorum yok: